Archive for Temmuz, 2009
Isırım Bozuklukları
Ortognatik cerrahi yüz kemiklerindeki iskeletsel ve dişsel bozuklukların düzeltilmesi ameliyatlarını tarif eden genel bir terimdir. Ortognatik cerrahi, çenelerin birbirleri ile ilgili uyumsuzluklarını veya dişlerin çeneler ile olan uyumsuzluklarını düzeltmek için yapılan uygulamalardır şeklinde de tarif edilebilir. Ortognatik cerrahi ile aynı zamanda estetik ve fonksiyonel düzeltmeler yapılabilir. Kliniğimizde yapılan ısırım bozukluklarının tedavisi-ortognatik cerrahi girişimleri yurtdışındaki modern plastik cerrahi klinikleri ile paralellik içinde devam etmektedir.
Yüz iskelet yapısında olabilecek ve ortognatik cerrahi ile çözümlenebilecek sorunlar şunlardır:
Ø Alt çenenin önde, geride, sağ yan veya sol yanda olması,
Ø Alt çenenin bir tarafının veya tümünün az gelişmesi,
Ø Üst çenenin önde, geride, sağ yan veya sol yanda olması,
Ø Üst çenede gelişim azlığı,
Ø Alt çene ve üst çenedeki dişlerin birbirine değmemesi ( Açık ısırım deformitesi)
Ø Çene ucunun ileride ya da geride olması,küçük veya büyük olması,
Ø Elmacık kemiklerinin olması gerekenden büyük, küçük, önde veya geride olması,
Ø Kaza ve tümör nedeniyle çenelerin şekil ve yapısının bozulması.
İnsan yüz harmonisinde ve iskelet yapısında her kişide farklılık gösteren gelişim ve oranlar bulunmaktadır. Dolayısıyla çene iskeleti gelişiminde de her kişide farklı oranlar görülmektedir. Alt çene ve üst çene arasındaki ilişkinin normal olmadığı durumlarda ısırım bozukluğu-maloklüzyon ortaya çıkar. Alt çene ve üst çene olması gereken ideal pozisyondan önde, arkada, aşağıda, yukarıda ya da yanlarda olabilir. Dişlerde ve iskelet yapısındaki bu sorunlar değişik ölçüde yüz estetiğine de yansımalar gösterir. Yani, burada sorun hem fonksiyonel ve hem de estetiktir. Göz ardı edilmemesi gereken bir durum da mevcut sorunun yarattığı psikolojik etkilenmedir. İskeletsel ve dişsel sorunların ortognatik cerrahiyle düzeltilmesi fonksiyonel, estetik ve psikolojik sorunların çözümlenmesini sağlar. Bu da hastaların ifadesi ile “yeniden doğma” olarak da anlatılabilir.
Kişide mevcut olan ısırım bozuklukları plastik cerrah ve ortodontistin yer aldığı ekip çalısması ile rafine olarak düzeltilebilir. Tek başına plastik cerrah veya ortodondist ideal sonucun elde edilmesi için yeterli değildir. Bu tür sıkıntıları olan kişiler kliniğimize başvurduğunda öncelikle mevcut sorunun nasıl bir süreçte oluştuğu belirlenir. Sonrasında ayrıntılı ağız içi muayene yapılır. Çene ekleminin de ayrıntılı olarak değerlendirilmesi yapıldıktan sonra dijital kamera ile elde edilen görüntüler bilgisayar ortamında değerlendirilir ve hastanın tedavi sonrası ideal görünümü belirlenir. Bilgisayar ortamında yapılan bu dijital değerlendirmeye hastanın da aktif olarak katılması oldukça önemlidir. Bu hastaların cerrahi öncesinde görmesi gereken ortodontik tedaviyi (tel tedavisi) belirlemek için ortodontist ile birlikte hastanın değerlendirilmesi gerekmektedir. Cerrahi öncesi dönemde dişlerdeki çarpıklıklar düzeltilir. Hastanın radyografileri üzerinde yapılan çalışmalarla (Sefalometrik analiz) ameliyat planı belirlenir. Ameliyat sonrası dönemde devam eden ortodontik tedavi ile mükemmel bir bitiş sağlanır. Ortodontik tedavi operasyon öncesi 5-6 ay, sonrasında 5-6 ay olmak üzere toplam 1 yıl kadar devam eder.
Alt çenenin öne veya arkaya alınması: Operasyon genel anestezi altında tam teşekküllü bir hastanede gerçekleştirilir. Ortalama ameliyat süresi 1-1,5 saattir. Ameliyatın tamamı ağız içinden yapılır ve yüzde herhangi bir iz oluşmaz. Cerrahi olarak oluşturulan kırık hatları titanyum plak-vida sistemleri ile sabitlenirler. Hasta 1 gün sonra taburcu edilir. Dişleri birbirine bağlamak gerekmez ve beslenmeyle ilgili sorun yaşanmaz. Oluşabilecek minimal ağrılar ağızdan alınan ağrı kesicilerle ortadan kaldırılabilir. Ortaya çıkan şişlikler 1 hafta içinde kaybolur. Cerrahi sonrasında alt dudakta oluşabilecek kalıcı uyuşukluklar dikkatli çalışma ve kliniğimizde uygulanan modern tekniklerle minimuma indirgenmiştir.
Üst çenenin öne veya arkaya alınması: Operasyon genel anestezi altında tam teşekküllü bir hastanede gerçekleştirilir. Ortalama ameliyat süresi 1-1,5 saattir. Ameliyatın tamamı ağız içinden yapılır ve yüzde herhangi bir iz oluşmaz. Cerrahi olarak oluşturulan kırık hatları titanyum plak-vida sistemleri ile sabitlenirler. Hasta 1 gün sonra taburcu edilir. Dişleri birbirine bağlamak gerekmez ve beslenmeyle ilgili sorun yaşanmaz. Oluşabilecek minimal ağrılar ağızdan alınan ağrı kesicilerle ortadan kaldırılabilir. Ortaya çıkan şişlikler 7-10 gün içinde kaybolur.
Alt ve Üst çenenin kombine ameliyatları: Operasyon genel anestezi altında tam teşekküllü bir hastanede gerçekleştirilir. Ortalama ameliyat süresi 2,5-3 saattir. Ameliyatın tamamı ağız içinden yapılır ve yüzde herhangi bir iz oluşmaz. Cerrahi olarak oluşturulan kırık hatları titanyum plak-vida sistemleri ile sabitlenirler. Hasta 1-2 gün sonra taburcu edilebilir. Ortodontistle belirlenen tedavi planına göre dişleri birbirine bağlamak gerekmeyebilir. Eğer dişleri birbirine bağlamak gerekirse ortalama süresi 3-5 gündür. Ortaya çıkan şişlikler 2 hafta içinde tamamen kaybolur.
Dudak Damak Yarığı
Dudak-damak yarığı embriyolojik dönemde çeşitli nedenlerden dolayı yüz bölgesindeki yapıların birleşme kusuru nedeniyle ortaya çıkar. Kraniofasyal sorunlar arasında kolaylıkla çözümlenebileceği düşünülenler arasında olmasına rağmen kabul edilebilir başarılı sonuçların alınması oldukça zordur. Başarılı sonuçların elde edilmesinin yolu bilgi birikiminin fazlalığı ve modern konseptlere uymaktan geçmektedir.
Dudak-damak yarığı ayrı ayrı görülebileceği gibi bir arada da olabilir. Görülme sıklığı 800-1000 doğumda birdir. Dudak-damak yarığının kesin nedeni bilinmemekle birlikte genetik faktörler, çevresel faktörler, gebelik esnasında kullanılan bazı ilaçlar, annenin gebelik esnasında sigara ve alkol kullanımı, çeşitli enfeksiyon hastalıkları, folik asit ve B vitamin eksikliği bu duruma yol açabilir. Dudak-damak yarığı olan bebeklerde eşlik eden başka doğumsal anomalilerde görülebilir.
Dudak Yarığı
Dudak yarığı, dudakta küçük çentiklenmeden çift taraflı yarığa varacak şekilde farklı derecelerde olabilir. Birlikte damak yarığı da olabilir. Dudak yarığı olan hastalarda sıklıkla diş arkının dizildiği alveol dediğimiz kemik yapıda da yarık bulunur. Dudak yarıklı bebekler ciddi sorunla karşılaşmadan meme emerek normal şekilde beslenebilirler. Dudak yarığı olan hastalarda kozmetik problem en büyük sıkıntıyı oluşturmaktadır.
Dudak yarığı onarımı bebek 3 aylık iken yapılır. Dudak yarığı onarımında amaç estetik olarak normale çok yakın bir görünüm sağlamaktır. Kliniğimizde alveol denilen kemik yapıda dudak yarığı onarımı esnasında kemik yerleştirilerek onarılır.
Alveol denilen kemik yapının erken dönemde onarılması yurt dışındaki modern plastik cerrahi kliniklerinininde uyguladığı en çağdaş yöntemdir. Bunun avantajı, dudağın erken dönemde estetik olarak daha iyi görünüm alması ve yarık olan tarafta çökük-basık görünen burun kanadının yükseltilmesidir. Bu anomalilerin erken dönemde onarılması çocukta oluşabilecek psikolojik sorunlarında önüne geçmektedir.
Damak Yarığı
Damak yarığı sadece yumuşak damağı ya da tüm damağı etkileyebilir.sadece yumuşak damak yarığı varsa 3. ayda onarım yapılabilir. Tüm damak dokusunda yarık varsa onarım 9. ayda yapılır.
Damak yarığında en önemli sorun bebeğin beslenmesi ile ilgilidir. Damağın yarık olmasından dolayı, beslenme esnasında östaki borusuna ve solunum yollarına kaçacak olan besinler sık orta kulak iltihabına ve solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar nedeniyle bebeğin gelişmesi de kötü yönde etkilenecektir. Hatta sık orta kulak iltihabı bebekte kalıcı işitme kayıplarına dahi neden olabilir. Bundan dolayı ailenin özellikle bebeğin beslenmesi ile ilgili olarak profesyonel yardım alması gerekmektedir.
Damak yarığı onarımında esas hedef damaktaki kas fonksiyonunun onarılarak normal fizyolojinin temin edilmesi ve sonuç olarak da normal konuşmanın sağlanmasıdır. Kliniğimizde çoğunlukla normal ve normale yakın konuşma sağlanmaktadır. Damak yarıklarının onarımında fonksiyonun normale çok yakın olarak sağlanmasında yarığın kapatılmasının yanında damak boyunun uzatılmasının da büyük önemi vardır. Kliniğimizde bu amaçla farklı bir damak yarığı onarımı tekniği uygulanmaktadır. İleri derecede olan yarıklarda bütün cerrahi onarım tekniklerine rağmen konuşmada sorunlar olabilir. Bu gibi durumlarda konuşma terapistlerinden faydalanmak gerekecektir.
Dudak-Damak Yarıklarının Geç Deformiteleri
Dudak-damak yarığının onarımları 3. ve 9 aylarda yapılmaktadır. Ancak gelişim döneminde üst çene ve burunda yapısal ve şekilsel değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Burunda asimetri, yarık olan tarafta burun kanat asimetrisi ve burun kanadı çökmesi gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu ve benzeri sorunlar kliniğimizde 5 yaşında önce çözümlenerek çocuğun okul dönemine psikolojik açıdan sorunsuz ve sıkıntısız başlaması sağlanmaktadır.
Alveol ve damak üst çenenin bir bölümünü oluşturduğundan dolayı geç dönemde üst çene gelişim bozuklukları da ortaya çıkacaktır. Bazı hastalarda üst çenenin geride kalmasına bazı hastalarda alveol arkındaki düzensizliklerde eşlil edecektir. Üst çenedeki şekilsel problemler 14-15 yaşlarında ortodontik tedavi eşliğinde cerrahi olarak rahatlıkla düzeltilebilir. Kliniğimizde çok sayıda ortodonti uzmanı ile işbirliği içinde çalışmaktayız.
Çene Kemiklerinin Boyunun Uzatılması
Distraksiyon Osteogenezis’i kabaca kemik boyunu uzatma olarak tarif edebiliriz.Tıp literatürüne Ortopedi bölümü tarafından yerleştirilen bu teknik halk arasında boy uzatma yöntemi olarak bilinir.Ortopedi bölümünün kullandığı teknik 1992 yılından itibaren yüz kemikleri için de uygulanmaya başlanmıştır. Çene kemiklerine distraktör adı verilen bir alet yerleştirilerek kemiklerin günde 1 mm uzatılması mümkündür. 1998 yılından itibaren ilgilenmeye başladığım bu konu hakkında uzmanlık tezi hazırlayarak Çene Uzatma ameliyatları hakkında oldukça fazla tecrübe edinme şansına sahip oldum.
Yüz kemikleri içerisinde alt çene(mandibula) ve üst çene(maksilla) kemikleri için rahatlıkla uzatma ameliyatları yapılabilir. Çene uzatma ameliyatlarının endikasyonunu kısaca çene kemiklerinde gelişimsel yetersizlik olarak söyleyebiliriz. Çene kemiklerindeki gelişimsel yetersizliğin yani kısalığın doğuştan (konjenital) ve travmatik nedenleri bulunmaktadır. Konjenital nedenler arasında Mandibuler hipoplazi, Goldenhar Sendromu (Okulo-aurikulo-vertebral Displazi), Pierre-Robin Sendromu, Nager Sendromu (Akrofasyal Disostozis) ve Treacher-Collins Sendromu (Mandibulofasyal Disostozis) sayılabilir. Alt çene gelişimini tamamlamadan önce yani çocukluk yaşlarında oluşan travmatik çene eklemi (kondil) kırıklarının doğru tedavi edilememesi neticesinde çene kemiğinin etkilenen bölgesinde kısalık ortaya çıkacaktır.
Çene kemiklerinde kısalık olan vakalar erişkin yaşlarda (18 yaşından sonra) Ortognatik Cerrahi girişimleri ile tedavi edilebilir. Ancak daha küçük yaşlarda kısalık sorununu giderebilmek için çene uzatma ameliyatlarını uygulamak gerekmektedir. Kendi vaka gurubum içerisinde hasta yaşları 2 – 21 yaş arasında değişmektedir.
Çene kemiklerinde kısalık olan vakaların öncelikle ayrıntılı muayene edilmesi gerekmektedir. Muayene sonrasında direkt radyografiler, panaromik mandibula(çene) grafisi ve 3 boyutlu Bilgisayarlı tomografilerin incelenmesi gerekmektedir. Bu ameliyatların neticesinde mükemmel sonuç elde edebilmek için ortodondistlerle birlikte ekip çalışması yapmakta fayda vardır. Detaylı muayene ve filmlerin incelenmesi sonrasında ameliyatın şekline ve niteliğine karar verilir.
Çene uzatma ameliyatları genel anestezi altında tam teşekküllü bir hastanede yapılmalıdır. Bu ameliyatlar ağız içinden veya ağız dışından yapılabilir.Her iki yöntemde de çene kemiğine distraktör adı verilen bir cihaz yerleştirilir. Ameliyat endikasyonuna göre 1 saat ile 3 saat arasında sürmektedir. Ameliyattan 5-7 gün sonra uzatma işlemi başlatılır ve günde 1 mm uzatma yapılır. Uzatma işlemi bittikten sonra alet 6 hafta yerinde tutulur. Sonrasında çene filmleri ile kemikleşmenin olduğu görüldükten sonra aletler çıkartılarak işlem sonlandırılır. Bu ameliyatların neticesinde mükemmel sonuç elde edebilmek için ameliyat öncesinde ve sonrasında ortodondistler tarafından ortodontik tedavi yapılması gereklidir.
Hastalarımızın ameliyat sonrasında özellikle sert gıdalar yemekten ve etraftan olabilecek travmalardan kendilerini korumaları gereklidir. Ağız dışına yerleştirilen aletlerin pansumanının dikkatlice ve titizlikle yapılması gerekmektedir.
Çene Tümörleri
Çene tümörleri sıklıkla alt çenede görülür ve çoğunlukla diş gelişimi basamaklarından herhangi birindeki anormalliklerle alakalıdır. Bunun dışında dudak ve ağız içi tümörlerin çene kemiğine yayılması nedeniyle ve uzak tümörlerin metastazı nedeniyle de oluşabilirler. Çene tümörleri iyi huylu veya kötü huylu olabilirler. Bunu anlamanın tecrübe dışındaki bilimsel yolu patolojik inceleme (mikroskopla inceleme) den geçmektedir. Mikroskopik inceleme neticesine göre yapılan tedavi yeterli olabilir veya ek tedaviler (cerrahi, radyoterapi) gerekebilir.
Genel olarak çene tümörlerinin en belirgin belirtisi yüz bölgesinde asimetriye neden olan şişliklerdir. Bunun dışında ağrı ve enfeksiyon bulgularıyla da karşılaşılabilir. Özellikle çene ekleminden (kondil) kaynaklanan tümörlerde çenede asimetriler ortaya çıkabilir. Çene tümörlerinin tedavisinde amaç tümörün tamamen çıkartılmasına dönük olmalıdır.
Çene tümörleri arasından en sık görülen tipi olan Ameloblastom bulunduğu yerde kemik içerisine doğru yayılım göstererek büyür ve diş gelişiminin erken evrelerindeki hücresel yapılardan kaynaklanır. Ameloblastom yavaş klinik seyre sahip, lokal agresif benign (iyi huylu) tümör grubuna dahildir. Tümör uygun ve dikkatli bir şekilde çıkartılırsa nüks oranı oldukça düşüktür. Ancak, yeterli cerrahi rezeksiyon yapılmazsa nüks edebilir. Nadiran metastaz yapar. Şüphe üzerine veya diş tedavisi esnasında çekilen röntgen filmleriyle saptanır. Tedavisi çoğunlukla ağız içinden yapılabilir, nadiren ağız dışı yaklaşımlar da gerekebilir. Tedavisinde etkilenen kemik kısmının tamamıyla çıkartılması gerekir. Çıkartılan kemik bölgesinin onarılması için leğen kemiğinden kemik nakli veya çene uzatma ameliyatı (Distraksiyon Osteogenezis) ile eksikliğin giderilmesi ameliyatları yapılabilir.
Çene tümörü ameliyatları genel anestezi altında tam teşekküllü hastanelerde yapılabilir. Ameliyat çoğunlukla ağız içinden ve nadiren de ağız dışından yapılmaktadır. Ameliyat süresi ve hastanın taburcu edilmesi vakanın ciddiyetine göre değişiklik gösterir. Ameliyat sonrası dönemde antibiyotik ve gargara kullanımı gereklidir. Hastanın takibi direkt röntgen filmleri ve Bilgisayarlı Tomografi ile yapılır.
Estetik Çene Kırıkları
Çene kırıkları özellikle travmalardan sonra oluşur. İlerleyen yaşlarda ve son evre tümör hastalarında travma olmadan da çene kırıkları oluşabilir. Çene kırıklarının tedavisinde amaç normal oklüzyonun (dişsel ilişki) sağlanması ve hastanın çiğneme ve konuşma gibi hayati fonksiyonlarını geri dönmesini sağlamaktır.
Çene kırıklarının tedavisinde değişik teknikler bulunmaktadır. Bu teknikler arasında Schnee teli ile kırık uçlarının bağlanması, ortodontik braket veya Schnee teli- Arch Bar kullanılarak alt ve üst çenenin biribirine bağlanması ve titanyum miniplaklar kullanılarak kırığın tespiti bulunmaktadır. Nadir endikasyonlar dışında titanyum miniplak kullanımı tedavide en güncel ve doğru yöntem olarak öne çıkmaktadır. Güncel yöntemlerde alt ve üst çenenin biribirine bağlanmasının yeri bulunmamaktadır. Bu yöntemin tedavi esnasında getirdiği zorlukların (yeterli ve düzgün gıda alamama, ağız hijyeninde zorluk) yanı sıra tedavi sonrasında çene ekleminde hareketsizliğe bağlı olarak ağız açıp-kapama fonksiyonunda kusura ve ağrıya neden olabilir.
Çene kırıklarında uygulanan mini plaklar, absorbe olabilen (kendiliğinden zamanla eriyen) ve titanyum miniplaklar olmak üzere iki çeşittir. Titanyumun vücuda zarar vermeyen bir metal olmasından dolayı sıklıkla bu tip plaklar kullanılır. Titanyum mini plakları ameliyat sonrasında kırık iyileşmesi tamamlandıktan sonra çıkarmak gerekmemektedir. Ancak çene kemiği gelişimi henüz tamamlanmamış olan olgularda (küçük yaş) titanyum mini plak kullanılırsa kemik iyileşmesinden sonra çene kemiği gelişimini kötü etkilemesinden dolayı bu plakların çıkarılması gereklidir. Çocuk yaşta olan vakalarda bundan dolayı absorbe olan mini plak sistemlerinin kullanılması önerilir. Aynı zamanda erişkin hastalarda da absorbe olan plak sistemleri isteğe bağlı olarak kullanılabilir.
Çene kemiği kırıklarında öncelikle hastayı muayene etmek gereklidir. Hayati tehlike oluşturabilecek durumların ekarte edilmesinden sonra kırığa yönelik muayeneler yapılır. Direkt grafiler ve özellikle panoramik mandibula grafisi kırığın tespiti için yeterli olacaktır. Nadiren bilgisayarlı tomografiyle değerlendirmek gerekebilir. Kırığın tipini ve lokalizasyonunu belirledikten sonra tedavi endikasyonu belirlenir. Çene kırığı ameliyatları kırığın yerleşimine bağlı olarak ağız içinden veya ağız dışından yapılır. Kendi vakalarımda büyük çoğunlukla ağız içinden bu ameliyatı yapmayı tercih ederim.
Çene kırığı ameliyatları genel anestezi altında tam teşekküllü hastane ortamında yapılmalıdır. Ameliyat süresi endikasyonuna göre değişmek üzere 45 dakika ile 2,5 saat arasında sürmektedir. Ameliyat sonrasında alt ve üst çenenin biribirine bağlanması gerekmez. Ağız hijyeni için gargara kullanılması ve yumuşak kıllı diş fırçaları ile dişlerin fırçalanması gerekmektedir. Antibiyotik ve ağrı kesici kullanımı gereklidir. Ameliyat sonrasında 2-3 hafta yumuşak gıdalarla beslenmek gereklidir.
ÇENE KİSTLERİ
Kistin tanımını, içi sıvı ile dolu ve etrafı kapsülle çevrili patolojik doku olarak yapabiliriz. Çene kistleri oldukça sık görülürler ve kemik doku içinde büyüyerek kemik harabiyeti yaratmalarından dolayı klinik olarak çok önemlidirler. Çene kistlerinin büyük kısmı şikayete neden olmaz ve diş tedavisi esnasında çekilen röntgen filmleriyle saptanırlar. Bunun dışında, kistler çok büyük hale ulaştıklarında veya enfekte olduklarında belirti verirler ve çok ciddi şikayetlere neden olurlar.
Çene kistlerinin büyük çoğunluğu alt çeneden köken alırlar. Üst çenede de az sıklıkta olmasına rağmen görülürler. Bu kistlerin önemli bir kısmı diş ve dişle alakalı dokulardan köken alırlar. Kistlerin kaynaklandığı dokunun özelliğine ve kistin tipine bağlı olarak farklı klinik seyirler gösterirler. Yine aynı nedenden dolayı tedavi sonrasında da farklı seyirler olabilir.
Çene kistlerinin tedavisinde ana amaç kist dokusunun tamamıyla kemik içerisinden çıkarılmasıdır. Burada özellikle ‘kisti kazımak’ terimini kullanmadım, çünkü, kazıyarak kist tedavisi doğru ve tam olarak yapılamaz. Mevcut kist dokusunun tamamı (özellikle kapsülü ve yarı sıvı içeriği) cerrahi olarak ince ve nazik tekniklerle vücut dışına çıkarılmalıdır. Kistlerin kaynaklandığı dokuların farklı özelliklerinden dolayı değişik oranlarda nüks ihtimalleri bulunmaktadır. Çene kistlerinin bazı histolojik tiplerinde kistin tamamının çıkarılması tamamen iyileşmeyi sağlasa da bazı kistlerde
(Odontojenik Keratokist) nüks oranı cerrahiden bağımsız olarak %25-60 arasında değişir. Burada önemli olan konuya hakim olup gerekli tedaviyi ve düzenli takipleri yapabilmektir.
Çene kistlerinin cerrahi tedavisi genel anesteziyle tam teşekküllü hastanelerde yapılmalıdır. Muayenehane koşullarında lokal anesteziyle bu ameliyatların yapılması tamamen komplikasyonlara açık girişimlerdir. Operasyon ağız içinden yapılır. Kistin yerleşimine ve büyüklüğüne göre 30 dakika ile 1.5 saat arasında değişen ameliyat süreleri söz konusudur. Ameliyat sonrasında antibiyotik, ağrı kesici ve özellikle gargara kullanımı gerekmektedir. Hasta ameliyat sonrasında aynı gün veya ertesi gün hastaneden taburcu edilir. Aktif iş yaşamına dönmesi vakanın büyüklüğüne göre 2-5 arasında değişir.